1 Haziran 2014 Pazar


"...Şiir'in resimleri, bir gün zapt edildiğinde zamanın sonu gelecek kehanetini reddeden; her zapt edilişinde boyun eğmeden, anın yalın fakat çapraşık yoğunluğunda kendini kaybeden bir dünya başkentinin ruh halinden kesitler." 

"...Şiir's paintings are sequences from the state of mind of a world capital which rejects the prophecy that "time" will cease to exhist when it is captured one day, a capital losing itself in the plain but still complex density of the "moment", resisting to yield after each new capture."

Gündüz Vassaf
http://issuu.com/selcukyilmazer/docs/siir-ozbilge-kaostantinist




01) yama / patchwork - tuval üzerine akrilik 100x100 cm / 2012



02) paramparça / shattered - tuval üzerine akrilik 70x100 cm / 2009


03) hamam / turkish bath -tuval üzeri akrilik 100x70 cm / 2011


04) kavga / fighting for nothing - tuval üzeri akrilik 100x50 cm / 2012


05) taraftar / follower - tuval üzeri akrilik 100x50 cm / 2012


06) 11 Eylül / September 11th - tuval üzeri akrilik 50x50 cm / 2007


07) Oyunlar-2 / Games-2 - tuval üzeri akrilik 40x40 cm / 2009


08) Kaostantin-ist karakterler serisi - 5 / People lives in Kaostantin-5 - tuval üzeri akrilik 30x50 cm / 2009


09) takunya / clogs - acrilic on wood - limited addition / 2012
http://siirozbilge.com/catharsis.html



10) tabureler / stools - limited addition


11) Kaostantin-ist karakterler serisi - 8 / People lives in Kaostantin-5 30x30 cm 2013


12) Köprü / Brige - tuval üzeri akrilik 90x70 cm - 2009


13) Kırık Çark / Broken wheel - tuval üzeri akrilik 110x110 cm 2013


14) Gemi / Arc - tuval üzeri akrilik 110x110 cm 2013


15) Kaostantin/ Chostantin - 200x100 tuval üzeri akrilik 2013 May 
( Gezi olaylarından 1 ay önce yapılmıştır / This work finished 1 month before the "Gezi Occupation" in Taksim)



Living together /2005




"...Türkiye'nin çok kültürlü, çok katmanlı yapısı gibi, resim sanatının algılanışının da birbirinden çok farklı olduğunu; birbirimizi anladıkça bir arada yaşamanın çok daha yapıcı olabileceğini ve sanat aracılığı ile birbirimizi ötekileştirmenin tehlikesinden biraz olsun uzaklaşabileceğimizi dile getiriyor..."

"...She mentiones that similar to the multicultural, multilayered structure of Turkey, the perception of the art is largely diverse as well and that the act of living together can turn out to be much more constructive and embracing if we understand each other better..."

Burcu Pelvanoğlu
http://issuu.com/selcukyilmazer/docs/siir-ozbilge-kaostantinist

"İnsanın zaman ve uzam içindeki öyküsünü, bu günden ve İstanbul kenti üzerinden resmin merkezine alır Şiir Özbilge. 21. yy.ın dünya başkenti istanbul'da sürekli değişen değer yargılarını, istekleri, yıkımları, çarpışmaları, korku ve umutları resmine konu seçer..."

"Şiir Özbilge takes to the heart of painting practice; the story of human being within time and space in terms of the present day and the city of İstanbul. She chooses as subject for her paintings the ever changing values, the desires, the destructions, the conflicts, the fears and the hopes of this 21th century world capital Istanbul..."

Rafet Arslan
http://issuu.com/selcukyilmazer/docs/kaostantin-hafriyat



29 Nisan 2014 Salı

MACHT...



Kent içinde yaşayanlarla katman katman....kaosu, parçalanmışlığı, yıkımı, çeşitliliği, değişimi ve tüm bunlara hükmetmek isteyen güç bağımlılığını düz bir zemin üzerinde anlatma uğraşı...digital ortamın sunduğu kolaylıkları kullanarak da pekala kısa sürede üretilebilecek görseller üzerinde sabırla tuval üzerinde çalışmak da bir tür terapi olsa gerek...düşünceyi, yaşanmışlıkları demlendirerek zamanı yavaşlatmak belki...

6 Nisan 2014 Pazar

Banksy, Karen, çekirgeler etc.

Çekirgelerin titremeleri diyor ki: sıklaştır, sıklaştır!
Ah, oğulların ve torunların 
Sayısız bir ordu olsun!

Çekirgelerin titremesi diyor ki: Bağla, bağla!
Ah oğulların ve torunların
Sonsuz bir çizgide birbirini izlesin!

Çekirgelerin titremeleri diyor ki: Birleştir, birleştir!
Ah, oğulların ve torunların Daima bir olsun!














31 Mart 2014 Pazartesi

KAOSTANTİN'den KAOSTANTİNİSTAN'a...



SPONGEBOB izleyin yeniden, anlayın, herkesin başına geldi, defalarca 

 önce korkulardan, kabuslardan, alay konusu olmaktan, nefretinizden, kaygılardan bi çıksın gitsin şu durum...

ama nasıl...

doğada vardır parazitler mesela...mantarlar...ya da ağaçları saran sarmaşılar; sararlar her tarafı; sarmaladığı canlıdan beslenir onu yok eder, yaşamasına izin vermezler...çoğalmaları için gerekli tüm koşullar vardır ortamda...farkında olmadan sevecekleri, gelişip büyüyecekleri, çoğalacakları ortamı hazırlamışsınızdır...aslında size birileri durumu anlatmaya çalışmıştır, duymazdan gelmişsinizdir, aceleniz filan vardır...ya da onca kitap yazılmıştır konu ile ilgili de konu neydi onun bile farkında değildiniz....

neyse boşverin, geçti artık şimdi bu noktadayız ve hayat devam ediyor: bu pis ortamdan başka bir hayat doğacak...gezi gençliği yeni yaşam tohumlarını attı çoktan...hiç görmediğimiz, bilmediğimiz çeşit çeşit çiçekler açacak orda burda...40'ını aşmışlarsa: ya dinazor olup müzelerde sergilenecek, ya da gübre olacak yeni yaşamlara 

gübre bile olamadan kent çöplüğünde son bulmayınız diyeceğim ama belki de en iyisi budur... ama mantara dönüşmeye kalkmayınız...

aynı yaratıklar tarafından sarılıp sarmalanan dünyada, 

bu kokuşmuş asalakların çoğalmasına izin veren habitat içinde eski usul varlığını sürdürebilen de var  ne güzel...ama mizah bitti....evet mizah bitti...şimdi çok çalışmak lazım, kaçırılan nokta hep buydu...

artık konumuz devrim filan değil - moral philosophy....devrim olmuş bitmiş, rehavette idik uzunca bir süredir, hiç anlamadan nasıl devrim olur bilmeden harcadık bitti...öyle işte akdenizlilik diyelim :) devrim yapıldıktan sonra çocuk gibi sevilip beslenip korunmayınca, öyle saldım çayıra - mevlam kayıra....mevlam kayırdı işte ancak bu kadar...

çocuklar düşünebilsin, yaşayabilsin, hissedebilsin, büyüyebilsin diye lütfen bari gübre olmayı beceriniz....

bakın neler yaratmış biyologlar parazit, asalak gördükçe mesela 

http://en.wikipedia.org/wiki/SpongeBob_SquarePants


neden bugün tüm internet sayfalarında reklam olarak tırnak mantarı görüntüleri var???????
ben ne mi yapacağım? orangutanlarla konuşmaya gidiyorum...........ormanı kurtarmaya :)



28 Mart 2014 Cuma

CANETTI - HAYVANlar üzerine...


........................
"köpeklerin arasında kendini koklamayı reddeden tembeller...
hayvan sözcüğü: insanın tüm yetersizlikleri, bu tek sözcükte bir arada..."
Canetti

Üstelik herşeyin tepetaklak göründüğü, hunilerin kafalara geçirildiği dönemler ne ilk...ne de son....ama böylesi bir görüntüye bürüneli epey zaman önceydi, kabul ediyorum...insan bu coğrafyada kendi çirkinliği ile en son ne zaman yüzleşmiştir...temizlenip arınacağız, tüm pislikler dökülünce, saçılınca ortalık yerlere....kusmukta boğulanlar olacak elbet....insan gene de güzel, bunu unutmadan...sevgi ve espri ile kal canım benim...







25 Mart 2014 Salı

KAYGAN ZEMİN / slippery slope


Only one week to the elections...walking on the streets of Gent...one part of me takes the elections very serious...and the other part of me doesn't care... one is 70 years old, and the other is 7 years old :) the world needs seriousness and responsibility...and the world needs innocence...

being a rower... or may be a sea horse?.....the baby is swimming...painting like floating....lots of worries, but will tell you later.....

fış fış kyıkçı...kayıkçının küreği...akşama fincan böreği...








22 Mart 2014 Cumartesi

GENT, kökler, müzeler ve neler neler...







Citadelpark'ta dolaşıyorum...ağaçlarla konuşarak, önce dokundum...şimdi gövdelerinin, köklerinin fotoğrafını çekiyorum...ağaç görünce hep "gezi" mi gelecek bundan böyle aklıma :) 

Farklı iklimlerden sökülüp getirilen ağaçları dikiyorlar dünyanın dört bir yanına...dükkanların önünde süs ağacı olarak zeytin, İstinye Park'ta da oldukça yaşlı bir zeytin ağacı var, İtalya'dan getirimiş...kim getirmiş? bir alış veriş merkezinin ortasına zeytin ağacını? böyle bir şirket var yani...zeytin ağacını süs bitkisine dönüştüren ve oradan oraya taşıyan kafa nasıl bir kafa? palmiye ağaçları? hani dizerler sayfiye kasabalarında sahil yoluna...

Farklı iklimlerden dünyanın dört bir yanına dağılan biz insanlar...yediğimiz, içtiğimiz artık aynı...üşürsek sarındığımız paltolarımızla...her iklimde, her yerde...ne sebeplerle?

Ağaçların arasından uzakta bir mezarlık görüyorum...yürüdüm, mezar taşlarının yanına gittim...ölü sanat :) müzelere tıkılan, uzaktan bakılan, müzeler sanat mezarlıkları mıdır? ben niye resim yapıyorum ki? ya da bu fotoğrafları çekiyorum?