28 Mart 2014 Cuma

CANETTI - HAYVANlar üzerine...


........................
"köpeklerin arasında kendini koklamayı reddeden tembeller...
hayvan sözcüğü: insanın tüm yetersizlikleri, bu tek sözcükte bir arada..."
Canetti

Üstelik herşeyin tepetaklak göründüğü, hunilerin kafalara geçirildiği dönemler ne ilk...ne de son....ama böylesi bir görüntüye bürüneli epey zaman önceydi, kabul ediyorum...insan bu coğrafyada kendi çirkinliği ile en son ne zaman yüzleşmiştir...temizlenip arınacağız, tüm pislikler dökülünce, saçılınca ortalık yerlere....kusmukta boğulanlar olacak elbet....insan gene de güzel, bunu unutmadan...sevgi ve espri ile kal canım benim...







25 Mart 2014 Salı

KAYGAN ZEMİN / slippery slope


Only one week to the elections...walking on the streets of Gent...one part of me takes the elections very serious...and the other part of me doesn't care... one is 70 years old, and the other is 7 years old :) the world needs seriousness and responsibility...and the world needs innocence...

being a rower... or may be a sea horse?.....the baby is swimming...painting like floating....lots of worries, but will tell you later.....

fış fış kyıkçı...kayıkçının küreği...akşama fincan böreği...








22 Mart 2014 Cumartesi

GENT, kökler, müzeler ve neler neler...







Citadelpark'ta dolaşıyorum...ağaçlarla konuşarak, önce dokundum...şimdi gövdelerinin, köklerinin fotoğrafını çekiyorum...ağaç görünce hep "gezi" mi gelecek bundan böyle aklıma :) 

Farklı iklimlerden sökülüp getirilen ağaçları dikiyorlar dünyanın dört bir yanına...dükkanların önünde süs ağacı olarak zeytin, İstinye Park'ta da oldukça yaşlı bir zeytin ağacı var, İtalya'dan getirimiş...kim getirmiş? bir alış veriş merkezinin ortasına zeytin ağacını? böyle bir şirket var yani...zeytin ağacını süs bitkisine dönüştüren ve oradan oraya taşıyan kafa nasıl bir kafa? palmiye ağaçları? hani dizerler sayfiye kasabalarında sahil yoluna...

Farklı iklimlerden dünyanın dört bir yanına dağılan biz insanlar...yediğimiz, içtiğimiz artık aynı...üşürsek sarındığımız paltolarımızla...her iklimde, her yerde...ne sebeplerle?

Ağaçların arasından uzakta bir mezarlık görüyorum...yürüdüm, mezar taşlarının yanına gittim...ölü sanat :) müzelere tıkılan, uzaktan bakılan, müzeler sanat mezarlıkları mıdır? ben niye resim yapıyorum ki? ya da bu fotoğrafları çekiyorum? 























24 Ocak 2014 Cuma

HRANT - MUMCU

Her yıl iki değerli insanın yitip gidişini ardı ardına hatırlıyoruz... diğerleriyle birlikte...
Yaşadığımız toprakların acı gerçekleriyle yeniden yeniden yüzleşiyoruz...bazılarımız...

Anneannemin merdaneli bir çamaşır makinesi vardı. Onu alıp bir sergi mekanına yerleştirmeyi, içine kanlı çarşaflar doldurmayı, merdanenin otomatik bir mekanizma ile lekesi hiç çıkmayan çarşafları sıkmasını ve yeniden makinenin içine yıkanmak üzere atılmalarını düşündüm...lekeler yıkana yıkana çıkarlar mı?

Kanlı çarşaflar aslında kadın cinayetlerine de gönderme bir yandan...ya da çocuk tacizlerine...biliyorum, insanların acımasızlığı yalnızca bu ülkeye özgü bir şey değil...ama ben burada yaşamaktayım ve tanık olduklarım ağır bir yük olarak biniyor omuzlarıma...


9 Aralık 2013 Pazartesi

PEANUTS

İnsanın çıplaklığı, toplumsal konumlanışta, yani insanların birbirleri ile ilişkilerinde, kendi dışındaki - insanı çevreleyen doğa  - evren ile ilişkisinde çarpıcı bir gerçeği gösteriyor. Doğa karşısında savunmasız, zayıf, birbiriyle ilişkisinde sanki bir o kadar da masum, eşit... Çıplak insanın su ile ilişkisi...Öte yandan fabrikalarda üretilen tavuklar... tüm yaşamlarını tıklım tıkış kafeslerde geçiren... ya da bir avuç amerikan fıstığı...."peanuts" 





24 Kasım 2013 Pazar

PURPLE MEN...


Writing on the blog about Chaostantin... Chaostantin is the name of the city that I see and chaostantinists are the people who lives in... yes I am a visual artist...( by the way, you know English is not my native language, hope you can understand what I mean - my sister is always ashamed of my English... even I attended American schools, I can't use the language properly and I don't care actually sorry :) anyway Istanbul is a rapidly changing city... for not to forget what is happening, I have to write... today I am thinking about the "purplemen". They appeared last year on my sketches suddenly... they multiplied... more and more... than I found timbers of old Istanbul wooden houses in a carpenter's workshop... I set up the "purplemen"  on the woods... than they took their place at the exhibition with all the other chaostantinists... 

Listening Zizek on youtube... he is talking excitedly... last year he was here in Istanbul... I saw him talking just like on the video... is he talking about the "purplemen"? Or is he singing the "purple rain"? 

Cleaning up... the house, also my mind... cleaning up the "purplemen"... install them into Chaostantin and wish that they will never come back to Istanbul anymore... ok. maybe they can be in another color... pink maybe :) with different attitudes... different faces... different minds... I am still asking this question: can you harm purposely? can you?